UÇANKUŞ İHBAR HATTI: Whatsapp Telefon: 0 532 472 88 88 (BiP'teki Uçankuş Kanalı) E-Posta: haber@ucankus.net Haber Merkezi: 0212 283 54 54

OKAN BAYÜLGEN: LİBİDO KONUSUNDA CAN YAMAN HAKLI!

Okan Bayülgen, Hürriyet gazetesinden Hakan Gence’ye konuştu. Çarpıcı açıklamalarda bulunan Bayülgen’in Can Yaman yorumu dikkatleri çekti!

OKAN BAYÜLGEN: LİBİDO KONUSUNDA CAN YAMAN HAKLI!

İşte o röportaj:

Saçlarınız bembeyaz olmuş. ‘Kadınlar bunalıma girdiklerinde saçlarıyla oynar’ derler. Siz de öyle bir dönemde misiniz?

Aksine çok iyi bir dönemdeyim.

◊ Neden beyaza boyadınız saçlarınızı?

Boyamadım. Babamın da benim de saçlarımız erken yaşta beyazladı, genetik. Yıllardır boyuyordum. Şu an doğal. Mozart peruğunu rahatça takabilmek için böyle. Ama ne kızım ne de sevgilim bu halimi tercih ediyor.

◊ Evde masanızın üzeri Mozart kitapları ve CD’leriyle dolu...

Tiyatronun sinemadan farkı budur. Tiyatroda “Arabanız hazır hanımefendi” diyecek kadar ufak bir rolü bile oynasanız oyunda geçen çağı her şeyiyle bilmek zorundasınız. Sinemada bu yok. Bu yüzden tiyatro oyuncuları, sinema-dizi oyuncularından daha entelektüel ve karizmatik.

◊ Böyle diyorsunuz ama çoğu dizi oyuncusu artık tiyatro sahnesine çıkıyor...

Tiyatrocular buna tepki gösteriyor ama bırakın, lütfen oynasınlar! Çok eğleneceğiz...

◊ Kızacaklardır size...

Kızsınlar, ben onlara kızıyor muyum? Mesela amatör pilot eğitimi alabilirsin. Sana bir pırpır uçak verirler, uçurursun. Ama bir askeri uçağı uçurmak için ehliyete ihtiyacın vardır. Tiyatronun ehliyeti konservatuvardır ve ‘baba’ bir rol için gereklidir.

◊ Diyelim ‘Dada’da sahnelenecek bir oyun için ‘baba’ bir rol var. Can Yaman geldi. Ehliyet sorar mısınız?

‘Dada’yı Can Yaman’ın üzerine yapabilirim, sorun yok!

◊ Konu Can Yaman’a gelmişken... Geçenlerde, “Başrol çiftinin libidosunun yüksek olması lazım. Son yıllarda işi tutmayan jönlere bak; hepsinin libidosu olmayan partnerleri vardı” dedi. Katılıyor musunuz?

Kesinlikle.

◊ İlk kez bu açıklamaya katılan birine rastladım.

Bütün dizi oyuncuları kakası gelmiş gibi oynuyor. Donuk yüz ifadeleri, libidosu olmayan, uyuşturulmuş gibi oynayan oyuncular... Çoğu insanın dizi izlemeyi bırakmasına sebep oldular.

◊ Peki başrol oyuncuları arasında bir ateş olması şart mı?

Bu sadece Can Yaman için gerekiyor.

◊ Sizin libidonuz nasıl?

Benim libidom yüksek, testosteronum düşük.

◊ O nasıl oluyor?

Yıllar içinde daha çok okuyarak, dinleyerek, öğrenerek testosteronumu azaltmayı başarabildim. Şunu da anladım, testosteronun kimseye yararı yok. Hayat mutlaka kadınların intikamıyla bitiyor. Kızlarla, “Çok tuvalete gidiyorlar” diye dalga geçen bütün erkekler prostat olup pisuar başında hayatlarını tamamlıyor!

◊ Televizyon programları da yapan, Adli Tıp profesörü Sevil Atasoy’un kızı Selin Atasoy’la birliktesiniz. Sevil Hanım’ın kriminal konularla ilgilenen biri olduğunu düşününce bu birliktelik zor olmuyor mu?

Sevgilim annesinden daha kriminal! Benim masamda tiyatro kitapları varken onun masasında cinayet ve zehir kitapları var. Çünkü polisiye yazıyor, hatta kabarede de onun piyesleri oynuyor.

◊ Bunca yılda kadınlar size ne öğretti?

Tamamıyla salak olduğumu!

◊ Neden?

Çünkü doymak bilmez, büyümemiş erkek çocuklarıyız. Ne yönetmeyi, ne yönetilmeyi ne de ne aradığımızı biliyoruz. Bir kadınla anlaşabilen bir adam ya antidepresanlar kullanıyordur ya ruhu çekilmiştir.

◊ Niye?

Enerjisi yoktur. Enerjik, bir şeyler arayan ve eğlenmek isteyen bir adamın tek bir kadınla anlaşması mümkün değil. Çünkü farklı şeyler istiyoruz.

◊ Kafam karıştı. Siz “Kadınlarla anlaşan erkekler antidepresan kullanmalı” derken kadınlara zor mu demiş oldunuz?

Hayır, erkekler salak!

◊ Neden?

Erkeklerin salak oldukları nokta, kadınlara görev vermeye çalışmak. Oysa sana onlar görev verir. Kabaremizde kadın seyirci, kadın çalışan çok. Hanımlarla oturup kalkılan, onların idaresinde yaşanan bir hayat, erkek için en mutlu hayattır.

◊ Hiç aldatıldınız mı?

Tabii, çoook. Ben de çok aldattım.

◊ Yakaladınız mı?

Nahoş bir baskın sahnesini yaşamadım.

Ama itiraf edenler oldu. Çapkın erkek zaten nedir ki? Çapkın erkek aldatılmaya mahkûmdur.

◊ Madem öyle, siz neden bir birlikteliğiniz varken aldattınız?

Yahu aşkta, sekste ya da kadın-erkek ilişkisinde senetleşme, teminatlaşma bir saçmalık. Bir yandan mantığı olmayan hareketler yapmak isteyip “Bir aşka düşeyim, yanayım, tutuşayım, zevklerin doruğunda olayım, uçalım” edebiyatı paralarken bir yandan şirket anlaşması gibi bir ilişkiyi nasıl hayal edebilirsin?

Dışarıdan çok şatafatlı bir hayatınız var gibi duruyor. Öyle mi?

Şatafattan kastın arkadaşlar ve dostlarsa, evet. Ama bir arabam yok, dizi oyuncuları kadar ev biriktiremedim. Falanca marka entarilerim ve çantalarım da yok. Şimdikiler de bunların bir önemi olmadığını zamanla anlayacaklar. Şimdilik onların sonradan görmeliklerini yaşamalarını bekliyoruz.

◊ O halde siz nasıl bir hayat sürüyorsunuz?

Ben Doğan Apartmanı’ndaki iki dairemde; gitarları, fotoğraf makinelerini ve kitapları koruyan, entelektüel bir şatonun gardiyanı gibiyim. Bu duygu günümüzde gençlerin çok hissettiği bir şey değil.

◊ Bu yeni nesille mi yoksa sizin yaş almanızla mı ilgili?

Bir sanat eserine sahip olma tutkusu korkunç bir histir. Müze soydurtur. Yeni nesil neden böyle bir şey istesin? Hiçbir zaman bir tablonun orijinalini görmek için bir ülkeye veya bir müzeye gitmeyecekler, dijital yansımasını görecekler.

◊ Siz de kısa süre önce sosyal medyayı bıraktığınızı söylediniz ama bütün hesaplarınız yerli yerinde.

Cep telefonumdan uygulamaları sildim. Hesapları ben kullanmıyorum. 2000’lerin başından kalma bir telefonla idare edecek vaziyetteyim.

◊ Nedir bu tepkinin sebebi?

Çünkü herkes beyninin dörtte üçü alınmış gibi dolaşıyor. İnsanların aklı noksan. Korkunç bir haldeyiz. ‘Amadeus’u 50 kişilik bir kadroyla oynuyoruz. Kulise bir giriyorsun herkesin telefonu açık. Ben ya da yönetmenimiz “Telefonlarınızı elinizden alacağız” diye tembihliyoruz artık.

Tiyatroda canlandırdığınız Mozart sıradışı bir karakter. Sizinle benzerlikleri var mı?

Sanatçı olarak bir benzetme yapamam. Ama toplu alanlardaki çıkışlarımız, aykırı görünmemiz, erkin önünde ortalığı karıştırmamız, protokolün çok ağır olduğu bir ortamda müthiş bir anarşi yaratabilme halimiz benziyor.

◊ Sizinki biraz dikkat çekme çabası olabilir mi?

Hayır, tahammül edememek. Belki de bütün dünyada bizi hükümdarlığı altına almış ‘medyokrasi’ye, aptallığa, her gün daha fazlalaşan kurallara karşı herkesten daha az sabır gösterebilmek. Bu, aslında memleketin mizacında var, belki bende biraz daha fazla.

◊ Bu sizi kazanan mı yoksa kaybeden mi yaptı?

Sesim kazanan bir ses gibi çıkıyor ama ben bir kaybedenim.

◊ Neden?

Gizli gizli planlar yapıp kendine güvenli alanlar, güvenli ilişkiler yaratmadan, hayata bodoslama dalarak hiçbir emniyet kemeri takmadan yaşamak beni kaybeden yapıyor.

◊ Böyle yaşamaktan pişman oldunuz mu?

Hayır. Ben hiçbir gruba girmedim. Lisede bile. Onlar senin emniyet alanlarındır, korurlar. Sen de her türlü erki bu sayede kabullenirsin. Bunu yapmadım. Mesela bir ödül töreninden sonra siyasi olarak mahkûm edildim. 2.5 sene hiçbir işim olmadı. “Ben de kendi işimi kurarım” dedim. Ama memleketin çok duyarlı siyaseti ve sosyal medyası içinde, “Okan hükümete mi yanladı”, “Muhalefete mi yanladı” diyorlar.

◊ Siz şu an nereye yanlıyorsunuz?

Hiçbir yere yanlamıyorum. Herkes bana yanlasın! Hiçbir yere yanlamadan da yaşayabilirsiniz. Biraz daha zor bir hayatınız olur ama şerefli bir serseri olarak da yaşamak güzel.

◊ Hem tiyatro sahnesinde hem televizyondasınız. Bir yandan da mekân işletiyorsunuz... Sizinki biraz para hırsı mı?

Artık para yok ki!

◊ Nasıl yani?

Eskisi gibi falanca televizyonda programın var, filanca gazetede şu köşeyi tutuyorsun diye bir musluktan para akmıyor. Herkes için bu böyle. Bir açıdan daha demokratik bir durum. Ufak tefek paraları herkes paylaşıyor. Daha çok para istiyorsan, daha çok işe gitmen gerekiyor. E bak, Türkiye’de bütün müzik endüstrisinin sokaklarda müzik yapan darbukacı ya da kemancı Romanlardan farkı yok. Bugün çok büyük bir ressam, sinemacı olmadıktan sonra sanat yaparak zengin olmanın imkânı yok. Bir daha kimsenin Madonna ya da Michael Jackson gibi para kazanması mümkün değil.

◊ Ama dizilerden bölüm başına 100-150 bin lira kazanan oyuncuların haberlerini okuyoruz...

Onların hepsi patladı Hakancım, bir yerden tiyatroya girmeye çalışıyorlar artık.

Bir dönem seksi bıraktığınızı söylediniz. Sonra yeniden başladığınızı açıkladınız. Bu açıklamalarınızla hep gündemde oluyorsunuz...

Bunun sebebi seksle ilgili yaptığım sarkastik konuşmalar. Mesela iki temel içgüdü, beslenme ve savunma. Herkes yemekten konuşuyor. Son günlerde gurme olmayan birine rastlamadım. Herkes dayı, delikanlı... Birbirini dövmekten ve ağzını burnunu kırmaktan söz ediyor. E seks de temel içgüdülerimizden... Üreme işini de biraz daha iyi öğrenmemiz gerekmiyor mu? Ama bu yollu bir şaka yaptığın zaman ‘Pandora’nın kutusunu her yerden açıyorsun.

◊ Kutu açılıyor ve sonra...

E bir yandan çok çağdaş, saygılı olmaktan bahsederken bir yandan cinsel eğilimlere karşı müthiş bir acımasızlık var. Toplumda gördüğümüz şey, merak. Ama hemen sonrasında terslemek, inkâr etmek ve acımak gibi aşağılık bir hissiyat duymak. Böyle bir tavır beni üzüyor. Belki de bu yüzden bu memlekette sevilen bir adam oldum; zıpçıktı ama hakkaniyetli.

◊ Konu gelmişken, siz hiç hemcinsinize âşık oldunuz mu?

Erkek arkadaşlıklar içinde bu çok olur, bende de olmuştur. Birçok erkek aslında birbirlerini aşkla sever. Ama yetiştirilişleri itibariyle korktuklarından bunu gerçekleştiremezler.

◊ Net bir cevap alamadım ama... Sizinki arkadaşça bir aşk mıydı?

Böyle bariz bir şeyim yok. Heteroseksüaliteden yırtabilecek ya fırsatım olmadı ya da öyle bir adam değilim. Heteroseksüalitenin içinde sıkışmış bir adamım. Bunda politik olarak ya da tercih olarak sıkışmadım. Daha renkli bir dünyayı tercih ederdim. Ama böyle bir güdüm yok. Bu da bütün arkadaşlarımla hayatını nasıl sürdürmek istiyorsa aramızda bırak duvarı, tül bile olmadan anlaşmamızı sağlıyor.

◊ “Erkekler yetiştirilişleri itibariyle korktuklarından bunu gerçekleştiremezler” dediniz. Peki siz nasıl yetiştirildiniz?

Ailem tarafından transbireyleri, cinsel eğilimleri farklı kişileri, seks işçilerini, sanatla uğraşırken delirmiş kişileri, benden farklı insanları merak etmek, anlamak ve hürmet etmek üzere iyi yetiştirilmiş bir adamım.

Son Güncelleme: 3.05.2020 15:14:13
ETİKETLERokan bayülgen  can yaman