|
'Hayat Devam Ediyor' adlı dizide iyi anlaşan iki kumayı oynayan Suna Selen ve Meltem Miroğlu; gerçek hayatta da dizideki gibi dost. Selen "Her kumanın kötü olmayacağını gösterdik! Aramızdaki dostluk da rollerimizi çok daha inandırıcı bir hale getiriyor" diyor Atv'de her cuma yayınlanan 'Hayat Devam Ediyor' adlı dizide 'Hayat'ı canlandıran Meltem Miroğlu ile kuması 'Kadriye' rolündeki usta oyuncu Suna Selen'le; dizinin Çengelköy'deki setinde buluştuk. 24 yaşındaki Miroğlu ve 72 yaşındaki Selen'le; aralarındaki 48 yaşa rağmen, dostluklarını ve diziyi konuştuk. Aranızda nasıl bir dostluk var, biraz anlatır mısınız? SUNA SELEN: Meltem'le aramız eskiden beri çok iyi. Daha önce oynadığım 'Bir Bulut Olsam' dizisinde tanışmıştık. Birbirimizi çok sevdik. Meltem benim yüreğimin köşesinde özel yeri olan bir insan. Sanıyorum o da beni seviyor. MELTEM MİROĞLU: Çok fazla hem de... Bu sevginin kaynağı nedir peki? S.S.: 'Bir Bulut Olsam'ı çekerken bana otelde oda bulunamadı, dışarıda kaldım. Meltem de, "Suna Abla gel, bizim odada kal" dedi. Çok ince bir davranıştı. Ben onun bu davranışını unutamam. Kendisiyle öyle kaynaşıverdik. M.M.: Benim için Suna Selen'le aynı odayı paylaşmak büyük şanstı. Onun bana yazdığı notu da hâlâ saklıyorum. Bu dostluğunuz dizideki rollerinizi de kolaylaştırıyor, öyle değil mi? S.S.: Tabii ki... Aramızdaki bu sevgi seli; rollerimizi daha inandırıcı hale getiriyor. M.M.: Onun gibi bir oyuncuyla oynamak işimi çok kolaylaştırıyor. Ben kendisini gecenin bir vakti bile arasam, mutlaka cevap veriyor. ANNEANNEM DE KUMA GİTMİŞ Dizide iyi anlaşan iki kumayı oynuyorsunuz. Rollerinizi nasıl değerlendiriyorsunuz? S.S.: Bazı rol modeller, kadınların kafasında iyi veya kötü olarak resmedilmiş. Kaynana-gelin, kuma örneği gibi... Her kaynana ya da her kuma kötü olacak diye bir şey yok! Kumalar aynı evi paylaşıyorlar, niye hep kötü olsunlar ki! 'Hayat' da bize geliyor ve bana sığınıyor. M.M.: Ben Diyarbakır'da doğdum. Ailem de Mardinli. Bu tarz hikayelere çok yakınım. Benim anneannem de kuma olarak gitmiş ve onlar da çok iyi anlaşıyormuş. Dizide yansıttığımız şey; tamamen doğru ve gerçek. S.S.: Bizim bir ortak noktamız da var; adam sevilmiyor ki... Adam, iki kadın tarafından da sevilmediği için aralarında bir kıskançlık durumu da olmuyor. Dizinin sosyal bir misyonu olduğunu düşünüyor musunuz? M.M.: Küçük kızların evlendirilmesi ve kumalık durumu öne çıksa da, dizide birçok konuyu irdeliyoruz. Her karakterin kendi hikayesi var. Ayrıca dizinin sadece bir kesime mal edilmesi de yanlış! Evrensel bir konubu! Küçük kızlar dünyanın her yerinde evlendiriliyor. "SEN BİR MUCİZESİN" 'Hayat' karakteri üzerinize ayrı bir sorumluluk yükledi mi? M.M.: Evet, üzerimde büyük bir sorumluluk var. Röportaj yaparken bile heyecanlanıyorum, yanlış bir cümle kurmak istemiyorum; ciddi bir konu bu! Bana verilen bu şansı iyi değerlendirmeye çalışıyorum. Sosyal bir konuyu ele alan bir işte olmayı zaten çok istiyordum. Ama ben şu an kendime oyuncu bile demiyorum. S.S.: Saçmalama, tanıdığım en iyi oyunculardan birisin... Sen bir mucizesin. SETTEKİ HERKESİN AĞLADIĞINI GÖRDÜM Diziyle ilgili nasıl tepkiler alıyorsunuz, biraz anlatır mısınız? M.M.: Genelde olumlu ama bazen önyargılarla da karşılaşabiliyorsun. Mesela bizim o zifaf odası sahneleri için, "Bu kadar da olur mu?" diyorlar. Çünkü tahmin edemiyorlar böyle bir şey olabileceğini... Oysa daha fazlası bile var. Siz o sahnelerde zorlandınız mı? M.M.: Çok zor bir sahneydi. Mahsun (Kırmızıgül) Bey bana çok yardımcı oldu. O sahneler gerçekten ağır; insanın psikolojik olarak etkilenmemesi mümkün değil! Annem de 15 yaşında evlenmiş. Belki bizim dizideki gibi 70 yaşında biriyle değil ama o da küçük yaşta evlendi. Bana bu sahneler için şöyle dedi: "Bizim acımızı hisset ve o sahnelere öyle çalış." Ben de o acıyı hissederek dışarı yansıtmaya çalıştım ve hüngür hüngür ağladım. Baktım ki kamera arkasındakiler de ağlıyor.
|