|
İŞTE İZZET ÇAPA'NIN YAZISI; Şimdi biz de gelelim “Cem Yılmaz’ın Kız İstemesi” oyununun ikinci bölümüne. Ne demiş Anton Çehov ; “Eğer birinci perdede duvara bir silah asılmışsa son perdede o silah mutlaka patlamalıdır”. Şimdi biz de tetiğe basıyoruz efendim. Bu seferki kahramanımız Cem’in müstakbel kayınpederi Neşet Bey... ‘CEM ADAM GİBİ ADAM’ Çok muhterem bir insanmış Neşet Bey. Tüpraş’tan emekli, sakin, çok sevilen biri. Ama gel gör ki Habertürk’te ilk kez Cem’in, onun evine kız istemeye gideceği yazılınca, bu sessiz sakin dünyası altüst olmuş. Eski işyerinden telefonlar gelmeye, konu komşu sormaya başlamış; “Ooo Cem Yılmaz kız istemeye geliyormuş, heyecanlı mısın bakalım?” diye. “Ben ne heyecanlı olacağım o da bir insan evladı, heyecanlı olması gereken Cem. Ben onun kayınpederi olacağım” diye cevap veriyormuş Neşet Bey bu sorulara. Bir de diyormuş ki: “Cem, adam gibi adam...” Meğer aileden kimse bu konuda konuşmamaya karar vermiş, bakkala bile bir şey söylemiyorlarmış haber yayılır diye. Sanki devlet sırrı... Bizim yazı çıktıktan sonra bir de bakmış ki, kapının önünde bir gazeteci ordusu... İnsan biraz bozulur di mi? Ama her halde Neşet Bey de Cem gibi hoşgörülü, yüreği geniş bir insan ki, sesini çıkarmamış. Ama merak da etmemiş değil ‘Bunu nereden öğrenip yazdılar gazeteye’ diye.... Nereden bilsin adamcağız, araştırmacı savaş muhabiri İzzet Cevat Kelle’nin iz peşinde olduğunu...
|