|
İşte Reha Muhtar’ın yazısı; Takımın başındaydı Metris’e giderken... Avusturya kampından kalktı geldi, cezaevine gönderildi... İçinde 5.5 ay çok zor günler geçirdi... İddianameler, cezaevinin dört duvarı arasında geçirilen zaman, bebeğini göremediği günler haftalar aylar, eşinden ayrı geçen bitmek bilmez günler, saatler... “Tam çıkacağız” derken, yasanın vetosuyla yıkılan ümitler ve onca emek, çaba, acı, üzüntü ve gözyaşının ardından sonunda gelen özgürlük... Açık söyleyeyim... Beşiktaş teknik direktörlüğü Tayfur Havutçu’nun hakkıdır elbet... Fakat Tayfur Havutçu, teknik direktör olarak değil, sportif direktör olarak başlamalı göreve Beşiktaş’ta.. *** Çünkü; 1) Azap dolu geçen 5.5 ayın sonunda futbola yeniden konsantrasyonu en az bir 5.5 ay daha alır Hoca’nın... Bu da sezon sonu demektir... 2) Takımdan ayrı kaldığı günler ve aylarda takım bir başka Hoca’yla çalıştı, ona adapte oldu, onunla takım oldu, maç aldı, ligde ilk üçe girdi, UEFA’da gruptan çıkma şansını yakaladı... 3) Tayfur Hoca Beşiktaş’ın çocuğudur... Onun Beşiktaş’taki görevi teknik direktörlükle sınırlı olamaz... Daha üst bir görev olan sportif direktör olarak başlamalı ve Carvalhal’e tepeden, Türk futbolunu bilen birisi olarak yardımcı olmalı... 4) Böylece hem yumuşak geçiş yapar, hem de bundan sonra hayatında ne yapacağını, nasıl yapacağını daha iyi planlar... Tayfur Havutçu Beşiktaş için sadece bir Hoca değildir, onun için hemen hocalığa başlaması kesinlikle doğru değildir... 5) Stoke City maçına Beşiktaş takımı Serdal Adalı, Tayfur Hoca ve Ahmet Ateş için çıkmalı ve sahada onlar için ter dökmeli... Alınacak galibiyetle grupta alınacak birincilik, cezaevinden çıkan üç Kartal’a ithaf edilmeli... 6) Beşiktaş bu sezonu mutlaka ama mutlaka Carvalhal ile bitirmeli ve Carvalhal’e kimse karışmamalı... Tayfur Hoca bu yıl Beşiktaş’ın geleceğini kurmalı... Sakin sakin... Ailesine ve sevdiklerine zaman ayıracak biçimde keyifli keyifli... Maaşını ful alarak... Bu onun hakkıdır!..
|