|
Arkadaşım Reha Muhtar
Bir gün Türkiye’nin en önemli gazetecilerinden birine bir köşe yazarına ama benim için dostluğu her şeyin üzerinde olan o adama yani Reha’ya Türkiye’nin en büyük gazetelerinden birinden ve kendi köşemden bir şeyler yazabilme imkânım olacağını birileri bana söyleseydi; “Hadi be, yok artık.” derdim. Geçen hafta herkes gibi ben de Reha ve ailesi hakkında yazılanları okudum. Okumak zorunda kaldım demek daha doğru, çünkü internette hangi siteyi açsam başlıklar hep Reha’ya dairdi. Beni bilirsiniz magazine, politikaya pek girmem çünkü sevmem. Amma velâkin bir arkadaşıma, bir can dostuma haksız yere laf edilirse de susmam. Geçtiğimiz hafta da aynen bunlar yaşandı. Benim can dostuma, en zor günümde kafamı yaslayabildiğim, kucağında ağlayabildiğim, fikir aldığım, danıştığım, bana her daim aklını fikrini açan dostuma, sebebi belirsiz çirkin sözler edildi, hatta yazıldı. Bunları okuyan ben, bir kadın olmama rağmen, hıyar gibi sessiz kalmayı ve susmayı seçemezdim ve de seçmedim. Şimdi sizlere biraz Reha’dan bahsedeceğim. (Reha bu yazıyı okuyunca muhtemelen bana kızacaktır, hatta arayıp iki kelam edecektir ama ben yine de yazacağım.) Ben Reha’yı bundan yaklaşık 7 sene evvel tanıdım, aynı ortamdaydık ama uzak masalarda. Yanına gidip kim olduğumu ona söyledim, sağ olsun ayağa kalkıp benimle sohbet etti, hatta beni onore etti. O gece birbirimizin telefonlarını da aldık, daha sora görüşmek ümidiyle. O sıralar ben yazı falan yazmıyordum ama çok mutsuzdum boşanmak üzere olduğum için. Reha beni hiç aramadı ama ben nedense Reha’yı aradım, ona karşı içimde bilemediğim, tarif de edemediğim bir güven vardı; belki de televizyondan kalma. Rehayla tanışmam yedi sene önce oldu dediysem de çocukluğumda kulağıma kazınan “Reha Muhtar Atina’dan bildiriyor” sunumuydu aslında hepimiz gibi onunla ilk tanışmam. İnsanları tanımadan, hayatlarına girmeden, yaşadıkları karşısındaki duruşuna tanık olmadan; sevip sevmemeye karar vermek bence büyük hata. Bazı adamlar dışarıdan bambaşka görünür; soğuk, ukala, önemsemez, duygusuz ve katı. Bazılarına Reha da öyle görünebilir ama o görüntü inanın kendisini kuşanmak zorunda hissettiği zırhtır. Reha sıcak bir adamdır, hayata ve insana dair her şeyi, herkesi önemser ama çaktırmaktan hoşlanmaz, inanılmaz duyguludur. Yolda bacağı aksak bir kedi görse ağlar ama onu da çaktırmaz. Katı mıdır? Ne katısı, asla değildir; sadece öyle görünür. Bir gün biriniz Reha’yı sokakta görürseniz tutun kolundan konuşmak istediğinizi söyleyin; derdim var, dinle deyin. Hah işte o andan itibaren Reha’nın ailesinin, onun beynindeki o kocaman ailenin bir parçası olursunuz hem de Reha’nın son nefesine kadar. Reha’yı arayınca bana da; “ Ayşecim tamam gel, konuşalım sen iyi değilsin” dedi. Buluştuk, bir lokantada oturup her şeyi konuştuk. Bazen bana kızdı; “Aaaaaaaa olmaz ama bunu yapma.”dedi, bazen “Tamam, Ayşecik olabilir, haklısın bunu dene” dedi. Evliliğim yıkılmıştı ama o bana onu korumam gerektiğini belletti. Bana kendinden, hayatından örnekler verdi. O gece bitti, hafta bitmeden ben yine Reha’yı aradım. “Tamam” dedi, “Senin hal belli, aman üzülme şurada buluşalım yine paylaşalım.” Yine buluştuk, yine Reha’nın başının etini yedim. Hatta bir sefer bana kızdı ve küstü; “Ayaklarının üstünde durmazsan ben yokum” dedi. Reha bana küstüğü zaman bir 10 gün hiç aramadı beni, güçsüz olmama tahammül edemedi. O beni aramayınca ben sinir yapıp ayaklarımın üzerine basmam gerektiğine kanaat ettim. Sonra Reha’yı aradım; “Tamam, ben artık hayattayım.” dedim. Yine buluştuk bir yerde, yine bana bir dolu öğüt verdi hayata dair, yine kendinden örnekler verdi. Yine bana hayatı, yaşanmışlıklarını anlattı ve beni bir kere daha silkeledi. O koca, boktan boşanma döneminde hep yanımda oldu, yanımda oldu derken, bazen onu aradığımda günlerce telefonunu açmadı. O zamanlar çok kızdım ona, neden açmıyor diye. Sonra anladım ki her şeyin altından kendi kendime kalkmamı istediğindendi. Bahsettiğim boşanma döneminde Rehayla paylaştıklarımız arasında benim kızım da vardı. Kızım neler hissedecek, ne yapmam gerek; bunları da sordum Reha’ya. Sordum çünkü Reha’nın Ayşe Nazlı’ya olan aşkına, sevgisine, ona ne kadar önem verdiğine tanık olmuştum, hem de sayısız kere. Reha’nın ikizlerini henüz gidip göremedim, en kısa zamanda gitmek istiyorum. Reha’nın baba halini birebir yaşamak istiyorum. Ayşe Nazlı kardeşlerine kol kanat gererken, onlarla oynarken resmetmek istiyorum. Reha’nın ülkedeki tüm diğer çocuklarını da görmek istiyorum ama buna ne can yeter ne vakit, ne demek istediğimi anladınız siz Yazı yazmaya başladıktan uzun bir süre sonra bir gün yine Reha’yı aradım; “Aşkolsun ama” dedim, “Ya hu insan bir arar, tebrik eder, yazıların güzel iyi gidiyorsun ya da yazıların iyi değil Ayşe der, şunu da yap bunu da der, öğüt verir. Eee neden hiç aramadın beni Reha?” Reha’dan gelen cevap şu oldu; “Gayet güzel gidiyorsun Ayşe, kötü gitsen belki arardım ama şimdi düşündüm de yine aramazdım ya da arasam da kötü gidiyorsun demezdim. Belki ben kötü gittiğini düşünmekle hata etmiş olabilirdim ya da hata etmiş olmasam da, sana yapacağım uyarılar senin doğruyu bulmanı engellerdi. ” Reha Muhtar benim hayatımda çok özel bir yere sahip, hani yazsam sayfa değil roman olur. Tuhaf bir adamdır, özellikle sevdiğini belli etmemeye çalışan, çok başarılı olsan da “Eh, fena değil” diyen, amcam Huysuz İhtiyar gibidir. Bu eleştirileri de sevdiklerine, hep daha daha daha iyi olsunlar diye yapar, bana da yaptı; bilirim. Şimdi gelelim son günlerde Reha ve ailesi için yazılanlara. Hatta gelmeyelim ya oralara. Elim gitmez Reha’ya atılan lafları yazmaya cevaplamaya, Reha o kadar basit bir adam değil çünkü. Tek söyleyeceğim şu; beraberlik, aşk, sevgi olur ya da olmaz, yürür ya da yürümez o şahısları bağlar ama şunu derim ki, Reha kadar güvenilir eş, haysiyetli adam ve iyi bir baba da kolay bulunmaz. Karşıdan karşıya geçerken elimi hiç bırakmadığın için teşekkürler Reha.
|