19 Mart'ta vizyona girecek olan 'Dersimiz Atatürk' filminin yönetmeni Hamdi Alkan: 'Atamız ve silah arkadaşları bize yaşanılır bir dünya bırakmaya çalışmış. Her türlü siyasal, ekonomik, sosyal depreme rağmen öyle bir temel atmış ki, hala onun kurduğu temeller sayesinde ayaktayız.'
Şu Çılgın Türkler kitabıyla büyük sükse yapan, Turgut Özakman'ın senaryosunu yazdığı 'Dersimiz Atatürk' adlı film, 19 Mart'ta vizyona giriyor. Yapımcılığını Birol Güven ve Serkan Balbal'ın üstlendiği, yönetmenliğini Hamdi Alkan'ın yaptığı filmde başrolleri Halit Ergenç, Çetin Tekindor ve Batuhan Karacakaya paylaşıyor. Bu haftaki konuğum, bu filme yönetmen olarak imzasını atan ünlü tiyatro oyuncusu Hamdi Alkan. 'Arka Sıradakiler' dizisinin başarılı yönetmeni sırrını 'samimiyet, gerçekçilik ve hayattaki gibi olmak' olarak açıklıyor.
- Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik Bölümü'nü bitirdiniz. Peki, tiyatro aşkınız nasıl başladı?
- Ben tiyatroda alaylıyım. Benim temaşa sanatına ilkokuldan beri ilgim vardı. İlk, orta ve lisede de kopmadım. Sonra üniversitede elektrik mühendisliğinin son sınıfındayken konservatuara girmek istedim. Konservatuardakiler 'yazık, yakma' dediler. 3 kere ilk aşamayı kazandım, bir türlü daha kolay olan ikinci aşamayı geçemedim. Ben işin ucunu bırakmadım. 4 yıllık okulu, 12 senede bitirdim. Uzun oldu ama hep tiyatro ile iç içe, mücadele ede ede ilerledim. 43 yaşındayım, 25 yıldan daha fazlası işin içinde geçti. Çekirdekten yetiştik, çok mücadele ettik. Sahnenin tozunu yuttuk. Tiyatrodan çok kopmadım ama şimdi ağırlıklı olarak sinema, televizyon devam ediyor.
- Sinema ve televizyona geçtiniz. Ve birçok isim de sizin yaptığınız yarışmadan sonra şöhrete kavuştu. Şöhret olanlar şimdi sizi arıyorlar mı?
- İlk spor komedi programı, komedi programları derken bir aradan sonra 'Türkiye'nin Yıldızları' diye bir yarışma geliştirdim. Benim bir özelliğim, yanımda yetişen kişilere kapı ve yol açmaktı. Bizden çok isim çıktı. Biz yol açtık, arada bizi arayıp teşekkür edenlere, biz de teşekkür ediyoruz. Aramayanlara da sitem etmiyoruz. Bu konularda hiç polemiklere girmiyoruz.
'DERSİMİZ ATATÜRK' 19 MART'TA SİNEMALARDA
- Çektiğiniz ilk filmi gerçek gardiyanlarla ve mahkumlar ile çektiniz. Bir ilke de imza attınız, gişesi başarılı oldu mu?
- 'Bayrampaşa ben fazla kalmayacağım' dünyada bir ilkti. Çünkü, bir ceza evinde gerçek mahkumlar ve gerçek gardiyanlar ile bir sinema filmi yaptık. Fena da olmadı. Onun talihsizliği 'Recep İvedik 1' ile karşı karşıya gelmeseydi. Recep İvedik'in bu kadar çok seyirciye ulaşacağını kimse bilmiyordu, biz de bilmiyorduk. O 4-5milyon yaptı birinci serisinde, biz de onunla aynı gün vizyona girme durumunda olduk. Bizim filmimiz de 115.000'de kaldı. İsimsiz kahramanlarla çekilmesine rağmen Strassburg film festivalinde ödül aldık. 19 Mart'ta gösterime girecek olan 'Dersimiz Atatürk' adlı filme de imza attık.
- Atatürk'ümüzün bugünlerde bu kadar dile düşürülmesinin sebebi nedir? Sizi harekete geçiren neydi?
- Valla yerlere vuranlar kendileri düşünsünler. Onu bilemem. Yerlere vuranlar eğer Atatürk'ü yere vuruyorlarsa, bilsinler ki, bir gün birileri de gelir, onları yere vurur. Ondan başka büyük bir marka yok ki. Kimse onun önüne geçemiyor ki. Atatürk bu ülkede mihenk noktasıdır. İnsanlar bir şeylere dayanabilmek ya da kendilerince var olabilmek için, bazıları saldırmak, tenkit, alaşağı etmek, küçük düşürmek yolunu seçebilirler. Bu yanlış olur.
GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER
- Filmin fragmanı Atamızın 'Geldikleri gibi giderler' sözüyle daha vurucu olmuş. Geldikleri gibi giderler mi?
- Atatürk, bu ülkede büyük bir mucize gerçekleştirmiş bir önder. Atatürk'ün büyüklüğü, kişiliği ile ilgili binlerce kitap var, okunur, araştırılır. Biz kendimizce bir emek harcıyoruz tabi ki. Ben gençlerimize ve çocuklarımıza bir sinema eseri içersinde kalıcı olarak 50 yıl sonra da seyredip, Atatürk'ün ve silah arkadaşlarının neler yaptıklarını görebilecekleri bir iş yapma gereğini hissettim. Bizim şansımız Turgut Özakman. Turgut Hoca böyle bir filmi yapalım dediğinde, biz Serkan Balbal, Birol Güven ile beraber işin içine girdik, Birol'u biraz batırdık. Ne olursa olsun bir film yapmak zor. Halit Ergenç 'Bay negatif' olmasına rağmen, Çetin Tekindor hocamızla, kendi öz çocuklarımızla hepsi bu işe el koydu.
TARİHİ EN DOĞRU VE EN GÜZEL ANLATAN BİR FİLM YAPTIK
- Bu işin özelliği nerede?
- Bu projenin en büyük özelliği, senin bile seyrettiğin zaman yakalayacağın nüanslar, detaylar olacaktır. Sonuçta bizlerin insanlara bir şey bırakması gerekiyor. Atatürk filmi de, bu tarihi en doğru ve en güzel anlatan kalem de Turgut Özakman'ın yazdığı bir senaryo olduğuna göre, ben bu filmi hocanın istediği en iyi, net, en yalın bir dille anlatmaya çalıştım. Mustafa Kemal Atatürk'ün doğumundan özellikle Kurtuluş savaşı yıllarına, Cumhuriyet'in 33-34 yıllarına kadar sürdürdüğü mücadeleyi anlattık. Onun özellikle çocuklarla olan diyalogları ve anekdotlarını alarak canlandırdık. 'Arkadaşlar, kitaplarda yazan şeyler vardır, ama bakın böyle detaylar da vardır' dedik. Güzel bir ders çıktı ortaya. Ders gibi seyredeceğiz. Çocuklar dedeye soracak, dede anlatacak. Dede anlatırken araya canlandırmalar, belgeseller girecek. Ulu önderimizi ve silah arkadaşlarının kahramanlığını, nasıl bir kahraman, insan olduğunu gerçekten anlattığımızı düşünüyoruz. Çünkü bir insanı en güzel anlatacağınız şey nedir, biliyor musunuz? Çocuklarla olan ilişkisine bakarak anlatırsınız. 57 yıllık hayata baktığınızda gerçekten bir Türk mucizesi yatıyor. Dolayısıyla da çok aşırı hamasete yüklenmeden çocuklarımızın, gençlerimizin, ailelerimizin ne kadar güzel bir cumhuriyette yaşadığını unutmamamız lazım. Biz çok güzel bir cumhuriyette yaşıyoruz, çok güzel bir ülkemiz var. Ben inandığım bir yolda, eserler üreten toplumda, yaptığımız dizilerle, filmlerle kalıcı işler bırakmaya çalışan biriyim.
DİĞER ATATÜRK FİLMLERİNDE SEVGİ EKSİKLİĞİ VAR
- Bu film kutuplaşmaları ortadan kaldıracak mı? Veya 'Mustafa' gibi diğer filmlerden farkı nedir?
- Bugünlerde yaşanan kutuplaşmaları da ortadan kaldıracak, bir başlangıç noktasıdır. Turgut Özakman'ın bir gözlemi var 'Filmler yapılıyor, ama filmlerde ve belgesellerde göz ardı edilen bir sevgi eksikliği var' diyor. Biz bu sevgiyi koyduk. Biz bu filmi severek yaptık. Herkeste 'Atatürk şöyledir, böyledir' gibi uzmanlık var. Bırakın o işi uzmanlara, önce tarihi bir doğru okumayı öğrenelim. Bizim derdimiz de bu. Biz tarihi doğru okutmak, göstermek derdindeyiz. Bu kolay bir iş değil. Bir adamın derdini düşün. 'Tutuyor adam Samsun'dan başlıyor mücadeleye, rütbelerini atıyor, silah arkadaşları ona inanıyorlar' ve hiç yoktan var oluyorlar. Bu gerçekten Türk mucizesi değil de nedir? Turgut Hoca da bu anlatımı en güzel şekilde anlattığı için, biz de en güzel şekilde iletmeye çalıştık. 36 tane canlandırma var, makyajlarla özellikle Atatürk'e benzetmeye çalıştık. Plastiğine önem verdik. Çok güzel bir marş bestelendi. Düşünün ki biz en son 10. Yıl marşında kaldık. Çocuklarımız sorsunlar öğrensinler. Çünkü büyük, küçük hepimize çok şey anlatacak bu film, göreceksiniz. Gurur duyacağız, gururlanacağız izlerken.
ATA'MIZIN 3997 KİTAP OKUDUĞUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?
- Atatürk'ü bu kadar yakından incelediniz. Onda sizi içine çeken şey ne oldu?
- Turgut Hoca ile bunu konuşmak ayrı bir keyif. Hocamız Atatürk ile ilgili nüanslar, detaylar bizi çok heyecanlandırıyordu. O anlatırken yaşamış gibi oluyorsunuz. Şunu keşfettim ki, Atatürk sahiden çok şakacı, esprili bir insan. 1923'de konservatuarların açılmasından bahsedecek kadar ileri görüşlü, sanatsever bir insan. 20'lerde Çocuk Bayramı'nı hayal ediyor. Bunlar bizim bildiğimiz kuru bilgi, onun altında yatan şeyi ardında bunu yaptıran gücü düşünün ve hissedin. Atatürk'te bu hayallerin gerçeğe dönüşmesini görüyorsunuz. Bir kere çok okuyor. Ben mesela çok okuduğunu biliyordum ama 3997 kitap okuduğunu bilmiyordum. Bütün okuduğu kitaplarda notları var, hatta yeri gelip ben bu fikre katılıyorum, katılmıyorum gibi notlar almış. 57 yıllık bir yaşam, 4000 kitap, çok şaşırtıcı bir şey. Dahi, gerçekten dahi. Ben bundan çok etkileniyorum. Biz Avrupa'dan Asya'ya trafikte kaç saatte geçerim diye düşünürken. Onlar 4 tarafı kuşatılmış bir ülkeyi kurtarmanın hesabını yapıyorlar ki, bunu gözlerimi kapatıp düşündüğümde bile manevi olarak eziliyorum.
- Dış güçler bizim üzerimizdeki emellerine ulaşabilirler mi?
- Türkiye zaten çok stratejik bir noktada. Konum olarak kaynayan bir coğrafyada, kaynamadan durmayı başarmış bir ülke. Ara ara şu ya da bu sebeplerden dolayı darbeler görmüş, siyasal bunalımlar yaşamış olmak çok normal. Günümüzde yaşadığımız sıkıntılarda eskinin uzantısından, hala bir şeyleri benimseyememekten, doğu ile batı arasında kalmaktandır. Gün gelecek bu aşılacaktır. Hakikaten Atatürk'ün açtığı yol, kurduğu ülke var. Bu insanın ilkelerini iyi özümsemek gerekiyor. Bu dünya kimseye kalmıyor. Ata'mız ve silah arkadaşları bize yaşanılır bir dünya bırakmaya çalışmış. Her türlü siyasal, ekonomik, sosyal depreme rağmen öyle bir temel atmış ki, hala onun kurduğu temeller sayesinde ayaktayız. Neslihan Yavuzcan - Güneş